CAM ZEMİNLER
ÇİMENTO
ENDÜST. ZEMİNLER
GRANİT
HALI
KAUÇUK
KOMPOZE TAS
KONTRPLAK
LINOLEUM
METAL ZEMİNLER
OSB
PARKE
PVC
SERAMİK
TEMİZLİK-KORUMA
BAKIM
YÜKSELTİLMİŞ ZEMİN
ZEMİN AKSESUARLARI
ZEMİN TESVİYE ŞAPI
 

 

» Haberin devamı...
 

 


Kalekim'in vizyonu: Bir dünya şirketi olmak

Ferdi Erdoğan: “Rakiplerinizin vizyonu dünyaya yönelmiş durumdaysa, yada birer Dünya Şirketi ise siz lokal kalamazsınız. Vizyonu dünyaya döndürürseniz onlarla rekabet edebilir, büyüye- bilirsiniz. Bu açıdan rekabet en faydalı eğitim. Özellikle Türkiye’de rakip
lerimiz dünya markaları. Bizi sürekli rekabete hazır hale getiriyor. Sürekli birşeyler öğreniyoruz. Biz kendimizi dünyanın en iyileri ile kıyaslıyoruz.”

Kalekim son dönemlerde iç ve dış dinamikleri hızla değişen kendini hızla yenileyen bir şirket. Yapı Kimyasalları alanında %50’lik pazar payı ile sektörün lideri konumunda. Kalekim’in kuruluşundan bu yana 27 yıllık yol haritasını çıkarması için Kalekim Genel Müdürü Sayın Ferdi Erdoğan ile bir söyleşi yapıldı. Ferdi Bey son döneme kadar olan gelişmeleri anlattı. Ardından büyük bir toplantı masası etrafına toplanmış Kalekim Kurmayları ile son günlerde gündemlerine giren yeni projeler konuşuldu. Aktaracak çok güzel ve olumlu projeler var. Bu sayımızda Ferdi Bey ile yapılan söyleşiyi yayınlıyoruz.

- Kalekim’in kuruluşundan bu yana geldiği nokta nedir? İsterseniz bunun çerçevesini çizdikten sonra diğer konulara geçelim?
- Kalekim 1973 yılında bir ihtiyaçtan doğdu. Biliyorsunuz Sayın İbrahim Bodur Bey Çanakkale Seramik Fabrikalarını kurduktan sonra, Türkiye’de bunun hızla kullanım alışkanlığını yaydı. Bunu yayarken de, bu daha çok klasik çimento harcı ile uygulanan bir kaplama malzemesiydi. Bunun da bir sürü handikapları vardı. Gelişmiş ülkelerdeki uygulama metotları ve kullanılan malzemeler ile daha selektif kullanılmasını öngören ürünlerdi. İbrahim Bey buradan yola çıkarak bir ticari kaygıdan çok bir ihtiyacı karşılama ve Türk insanının bu kullanım alışkanlığını doğru uygulama misyonu ile 1973 yılında Kalekim’i kurmuştu. Ondan sonraki süreç Kalekim’in büyüme ve markalaşma süreci. Yıllar itibari ile hem ürünlerin kullanma ve uygulama eğitimini vermiş, hem de bu ürünleri müşterilerin ilgisine sunmuş. Dolayısıyla yıllar boyunca  gelişmeler devam etti ve bugüne gelindi.
Bu güne gelirken de Kalekim’in kilometre taşları var. 1990’lı yıllarda pazarlama faaliyetlerine ağırlık vererek daha yaygın satışa ve Ar-Ge faaliyetleri ile de ürün çeşitliliğine gidildi.1996 yılı çok önemli değişimin başlama yılı. Sefaköy’deki tesislerden çıkıp Avcılar’daki fabrikaya taşınıldı. 1998’de Anadolu’ya açılmanın bir örneğini, İbrahim Bey’in vizyonuna uygun bir örneğini yaparak Isparta’da ikinci fabrika kuruldu. Bunun üçüncü örneğini Mersin’de ihracata dönük bir fabrika kurulması ile devam ettirdik. Mersin fabrikasının özelliği, diğerleri biraz iç interlanda dönük hizmet iken; Yüce Atatürk’ün söylediği gibi “Mersin Türkiye’nin en önemli ticaret noktasıdır” sözünden hareketle, Ortadoğu ve Akdeniz Ülkelerine açılma noktası seçilerek üçüncü fabrikayı orada kurduk. Pazara çok yakın. Serbest Bölgede olması rekabetçi yapısını ön plana çıkarttı. Çünkü biz dünya markaları ile rekabet ediyoruz. Dünya devleri ile rekabet ediyoruz. Bunu yaparken de bir standart belirlemek zorundasınız. Standartları da sektördeki liderlerin koyduğu standartların aynısını kendiniz ile kıyaslayarak belirlemek durumundasınız. Kalekim bunu yapıyor. Sonra değişim devam ediyor Kalekim’de. “Seramik Ustası” sloganı ile anılan yapıdan çıkıp “Yapı Kimyasalları” konseptine dönüyor. Buradaki amaç nedir? Düne kadar seramiklerin altında bir yapıştırıcı üreticisi olarak anılmaktan çıkıp; bu özelliğini sürdürürken bir binanın veya yapının, temelden çatıya tüm Yapı Kimyasallarını karşılama konseptine dönüyor. Bu da çok önemli bir değişim. İhracata karar verme yine çok önemli bir değişim noktası. Bu da 1999’un başıdır. Şu anda Ortadoğu ülkelerinde çok önemli bir pazara ürünlerimiz pazarlanmakta ve ihraç edilmektedir.
-Aslında ihracatla birlikte o ülkelere bir döşeme sistemi bir çeşit knowhow gönderiyorsunuz.
- Tabii ki. O ülkelere baktığınızda klasik çimento harcı ile döşeme teknikleri çok yaygın. Ancak kentleşme  çok hızlı. Kentleşme modern yapıyı da getiriyor. Siz de buna uygun ürünleri üretmek ve tüketicinin beğenisine sunmak zorundasınız. Baktığınızda Pazar çok büyüktür. Hem Türkiye, hem Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz ülkeleri, Bağımsız  Devletler Topluluğu hep önemli pazarlarımız haline geldi. Bir diğer değişim bilgi teknolojisi. Belki de Kalekim’in en önemli değişimi. Kalekim teknolojiye yaptığı yatırım ile el değmeden üretimi belki bu sektörde ilk kez uygulayan firma oldu. Bu bakımdan teknolojide liderliği söz konusu. Üründe ve pazardaki liderliğine teknolojideki liderliğini de eklemiş durumda. Girdi hammaddelerin imalata beslenmesinden itibaren paletlenmiş ürün çıkışına kadar, bu çok uzun bir proses ve bu süreçte tamamen teknolojinin bize sunduğu imkanları kullanarak insan faktörünü yalnızca denetleyici olarak tutarak yaptığınız otomasyondur. Bu da Türkiye’de Yapı Kimyasalları alanında ilk ve tektir.
Bunun son ayağı paletsiz paletleme tesisidir. Yine Türkiye’de ilk ve tek örnek yatırımdır. Ürün paletlerken insan gücünü kullanmadan direkt teknoloji kullanarak yapılan bir üretim sürecinin sonucudur.
- Tabii bu maliyetleri de düşürüyor.
- Maliyetleri kesinlikle düşürüyor. Bir kere işgücü maliyetlerini düşürüyor. İkincisi kullandığınız malzemelerde tasarruf ediyorsunuz. Palet kullanmıyorsunuz. Eğer biraz da çevre açısından düşünürsek ahşabı, ağacı kullanmıyorsunuz. Geriye dönüşebilen bir malzeme ile, bunu çözüyorsunuz. Üçüncüsü kapasitenizi verimli kullanıyorsunuz, kaybınız azalıyor. Çok hızlı ve zamanında üretim yapma kabiliyetiniz gelişiyor. Bu bakımdan da verimlilik adına bir ivme kazanıyorsunuz. Bilgi teknolojisinde ki yatırımlarımız bununla sınırlı değil. Biz Teknik ve Kimya Grubu’na bağlı bir firma olarak ERP yani Kurumsal Kaynak Kullanma Programı’nı Kale Grubu’nda ilk uygulayan şirketlerden biriyiz. Şirketin tüm faaliyetlerini bilgisayar ortamında tek kaynaktan kontrol ediyorsunuz. Bu bizim planlama gücümüzü arttırdı.
Stok maliyetlerimizi düşürdü, üretimi zamanında ve verimli yapmamızı sağladı, finans kontrolünü ve nakit akışını kontrol etme imkanlarını yarattı. Bir de bunları yaparken hız kazandık. Bu teknolojiler ile birlikte ürünlerin kalitesinin de en iyi olması  gerekiyordu. ISO 9001 belgemiz var. Bütün ürünlerimizin TSE’den onaylı belgeleri mevcut. Almanya SFV Enstitüsü’nden alınmış DIN normu belgelerimiz de var. Bunlar bizim üründe ve hizmette kalitemizi  belirliyor. Diğer taraftan, sistemin kalitesini, süreçlerin kalitesini prosesin kalitesini kontrol etme, bir işi bir kerede doğru olarak yapma kapasitemizi artırma adına da Six Sigma (Altı sigma) uygulamasını Kalekim’de başlattık. Burada da amacımız başarıyı bir kere yakalamak değil, onu maksimize etmek ve sürekli kılmak. Pazarın talebini karşılayabilme adına, ürün çeşitliliğine çok hızla gittik. Yapı Kimyasalları dediğiniz zaman bu sadece yapıştırma harçları değil, o binanın temelden çatıya tüm ihtiyaçları ile ilgili, sağlığı ile ilgili, o binada oturan insanların sağlığı ile ilgili ürünler. Tüm ürünleri insanların hizmetine sunma mecburiyeti ve sorumluluğu var. Kalekim burada da üzerine düşen görevi en iyi şekilde yapmak için çalışmalarını sürdürüyor. Problemlere çözümler sunuyoruz ve ürünlerimiz bu çözümlerin bir parçası. Kalekim’in 1973’ten 2001’e 27 yıllık yol haritasında gördüğünüz gibi liderlik, değişim, kalite ve hız gibi öğeleri bulmak mümkün.
- Yani Toplam Kalite’nin öğelerini.
- Toplam Kalite Yönetimi derken, kalitenin ne olduğunu çalışanlara aktarmanız gerekiyor. Ve onların fikirlerinden istifade etmeniz gerekiyor.
Genelde şirketlerde “düşünenler” ve “yapanlar” vardır. Oysa yapanlar kendi işlerini en iyi bilenlerdir. Onların fikirlerinden istifade etmek için de çeşitli proje grupları kurduk. Bunların adı İş Geliştirme Proje Grubu, Fikirler Proje Grubu, Vazgeçme Ekibi, Tasarım Komitesi. Bütün çalışanları bir konu yada konular hakkında  fikir üretebilecek konuma getirmek, kaliteyi nasıl daha iyi yakalayabiliriz, Toplam Kaliteyi nasıl yakalayabiliriz, başarıyı nasıl yakalayabiliriz diye fikirler üretmek ve uygulamaya sokmak amacıyla başlattığımız çalışmalardır bunlar. Mesela Vazgeçme Ekibi, bir konuda nelerden vazgeçebilirizi araştırıp önümüze koyacaklar. Düne kadar doğru diye uyguladığımız bir sistem belki de vazgeçilebilinecek bir sistem. Ortaya doğru olarak konulduğunda vazgeçiyorsunuz. Sizin stratejinizin sınırlarını belirliyor. İş Fikirleri Grubu herkesin kendi işini en iyi şekilde yapabilmesini ortaya çıkarıyor. İş Fikirleri ile Vazgeçme Grubu çatışır gibi görünüyor. Zaten biraz çatışması lazım. Herkesin kendi haklılığını ortaya koyması gerekiyor. Doğru fikirler üretmesi lazım. Beyinlerini şirketin lehine ve faydasına sunmaları lazım. Toplam Kalite Yönetimi uygulama unsurlarını bu anlamda Kalekim’de görebilirsiniz.
- Herhalde bundan sonraki aşamada Kalite Ödülü var.
- Tabi Kalite Ödülü çok önemli. O bir motivasyondur.

Ama kalite burada bir amaç değil araçtır. Başarıyı getiren bir araç. Hız yaparken hata yapmamayı, yapılan işi bir kerede ve doğru yapmanın aracı. Kaliteyi araç gibi görürseniz, buradaki süreçlerin bir parçası gibi görürsünüz. Amaç başarıdır. Ödül de bunun bir motivasyonu olur. Biz de bundan mutluluk duyarız.
-İç ve dış pazarda Kalekim’in durumu nedir?
- Öncelikle kapasitelerimizden söz edelim. Üç fabrikamız var. İstanbul, Isparta ve Mersin. İnterlandlarına baktığımızda göreceğimiz şu: İstanbul, Marmara Bölgesi ve birazda Batı Karadeniz’i kapsayan ama çok büyük bir nüfusun oturduğu ve kentleşmenin çok hızlı olduğu bir bölgeye hitap ediyor. Buna Ankara’yı da dahil edebiliriz. Ankara aslında üç fabrikamızın da ortak interlandı konumunda. Isparta daha çok Batı Akdeniz ve Ege Bölgesi, o interlanda hitap ediyor. Mersin Doğu Akdeniz, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu gibi iç interlanda hitap ederken esas amacı ihracat. Toplam kapasitemiz, üç fabrikanın yılda 500.000 ton. Niye 500.000 ton/yıl derseniz; Türkiye’de yılda ortalama 100 milyon m2 seramik tüketimi var. 500.000 tonla biz, 100 milyon m2 seramiği döşeyebilir kapasiteye sahibiz. Yani Türkiye’de ki tüm seramikleri kaplamaya talibiz. Böyle bir hedefimiz var.
İhracat daha çok, Suudi Arabistan, Lübnan, Suriye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Mısır, Kıbrıs, İsrail, Ürdün gibi Ortadoğu ve Akdeniz ülkelerine yönelik yapılıyor. Bu pazarlarda ürünlerimiz talep görüyor. Gittikçe de büyüyen bir pazar. Şimdiki hedefimiz Fas, Tunus, Cezayir gibi Akdeniz Ülkeleri. Avrupa’ya girebilmek çok önemli. Avrupa’ya girmemiz belki de daha kolay. Çünkü Avrupa neyi seçeceğini bilen, neyi kullanacağını bilen ve bu aşamaları geçmiş bir pazar. Standartları yüksek ürün satın alan  bir pazar. Dolayısıyla biz de ürünlerimize çok güveniyoruz. Bunun için neden Avrupa’da olmayalım. Burada da hedef pazarımız Almanya. Çok ciddi çalışmalarımız var. Uzaklara gitmek istiyoruz. Barbados Adaları’na yaptığımız ihracat bize cesaret verdi. Kanada pazarı çok önemsediğimiz bir pazar.
- Toplam kaç metrekarelik alanda üretim yapıyorsunuz?
- Toplam alanımız 40.000 m2 açık alan, 15.000 m2 kapalı alanla birlikte 55.000 m2. Toplam çalışanımız 120 kişi. Çalışanların yarısı mavi yakalı yarısı beyaz yakalı. Dolayısıyla orada da çok ideali yakalamış durumdayız. Kalekim’de vasıfsız eleman yok gibi. Herkes bir bilgi işçisi, mavi yakalılar dahil herkes bir bilgi işçisi. Onların bilgileri teknolojiyi kullanmaya yeterli düzeyde. Kalekim Yapı Kimyasalları’nda bir teknoloji üssü gibi. O yüzden çalışanlarımızın da insan kaynakları adına kalitesi oldukça yüksek. Kalekim’in en büyük şanslarından biri bu.
- Son yıllarda Kalekim bölgesel üretime ağırlık verdi. Başka bölgelerde yatırımlarınız olacak mı? Yada ihracatta ağırlığınız hızla artıyor. Yurt dışında belli bölgelerde yatırım düşünüyor musunuz?
- Türkiye’de özellikle dördüncü noktayı oluşturmaya çalışıyoruz. Dördüncü noktayı da oluşturursak Türkiye’nin iç pazarında interlandlar açısından müşteriye çok daha yakın hale geleceğiz. Dördüncü nokta olarak  düşündüğümüz yer Karadeniz Bölgesi. Bu bölgede yatırımı cazip hale getirmek ve pazarı geliştirmek için İstanbul’dan gemi ile her ay ürün sevkediyoruz. Orada sanki fabrika varmış gibi satış yaparak pazarı geliştiriyoruz. Sonuçta ekonominin bu kadar talep daralttığı bir dönemde, Karadeniz gibi iç göçe nüfus veren bir bölgede, Karadeniz Bölgesi 2001 kotalarını yakalamış durumda. Bizim yaratmaya çalıştığımız pazar çalışmasının pozitif sonucu. Oraya eğer bir fabrika kurarsak öncesinde talep yaratılması önemli. Tabii buradan Bağımsız Devletler Topluluğu’na da  ihracat kolaylaşacak. Çünkü o bölgeye yakın olacağız. Ortadoğu’da çok stratejik bir noktada bir fabrika kurabiliriz. Bağımsız Devletler Topluluğu’nda da yine bir fabrika kurabiliriz. Rusya’da iyi bir pazar var ve ürünlerimiz talep görüyor. Oralarda da stratejik bir bölgede fabrika kurabiliriz. Bu sadece tek başına yatırıma girmekte değil, belki ortaklıklar şeklinde de olabilir.
- Çin dünyanın en büyük seramik üreticisi ve aynı zamanda tüketicisi şu anda. Çin ile birlikte özellikle Güney Asya’da pazar hızla gelişiyor. Bu bölgelere yönelik çalışmalarınız var mı?
- Çin, tabii ki gelişmekte olan, göz ardı edemeyeceğimiz çok büyük bir pazar. Ama oralara gitmeden önce, önce kendi yakın bölgemizde küresel rekabete uygun ayakta kalabilme stratejilerini iyi oturtmamız gerekiyor. Çok yayılma adına uzak pazarlara da ihtiyacımız var ama önce yakın pazarlarda etkin hale geldikten sonra, uzun vadede orası da hedefimiz haline gelecek.
- Bu seneki büyüme hedefleriniz neler?
- Biz 98 yılına kadar Kaleseramik’in ürettiği seramiklerin altını kaplayacak miktarda yapıştırıcı harcı ve kimyasalları üretiyorduk. 99 yılından itibaren bu miktarın önüne geçtik. Yani pazardaki diğer seramiklerinde Kalekim tarafından kaplanması adına bir pazar yarattık. Her yıl için % 10-15 civarında koyduğumuz bir büyüme hedefi var. 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle, 2000 yılında gerçekleştirdiğimiz üretim ve satışı 2001 yılı içinde veri kabul ettik ve ilk altı ay içerisinde de bunu yakaladık. Çok önemli bir sonuç. Kriz sonrası rakip firmalar panik yaptılar. Fakat biz hiç hızımızı kesmedik. Uçağı türbülanslara rağmen uçurmamız gerekiyordu. Dolayısıyla hiç hızımızı kesmeden sürekli müşterinin yanında olmaya karar verdik ve onun sonucunu Kalekim aldı. Dokuzuncu aya geldiğimizde yine geçen yılki miktarlar içinde satış yaptık. Ama inşaat sektörü ilk altı ay içerisinde % 9 küçüldü. Biz geçen seneki  rakamları yakalayarak, buradaki ciromuzu ve karlılığımızı da koruyarak ayakta kalma ve rekabet etme şansımızı sonuna kadar sürdürmeyi hedefliyoruz. Umarım sene sonuna kadar böyle devam eder.
Şu andaki  çalışmalarımızı ise düne yada bugüne odaklayarak yapmıyoruz. Düne bağlı kalırsanız yarınla ilgili hiç bir şey yapamazsınız. Şu anda İnsan Kaynakları yönetiminde, kalite yönetiminde, teknoloji yönetiminde şirketi geleceğe hazırlamaya çalışıyoruz. Kriz sonrasında çok yüksek standartlarda bir rekabet olacak. Onun için biz şirketi geleceğe hazırlıyoruz.
- Vizyonunuz dünyaya yönelmiş durumda diyebilir miyiz?
- Rakiplerinizin vizyonu dünyaya yönelmiş durumdaysa, yada birer Dünya Şirketi ise siz lokal kalamazsınız. Vizyonu dünyaya döndürürseniz onlarla rekabet edebilir, büyüyebilirsiniz. Bu açıdan rekabet en faydalı eğitim. Biz olaya böyle bakıyoruz. Özellikle Türkiye’de rakiplerimiz dünya markaları. Belki çoğu sektörde karşılaşılmayan bir durum. Bizi sürekli rekabete hazır hale getiriyor. Sürekli birşeyler öğreniyoruz. Biz kendimizi dünyanın en iyileri ile kıyaslıyoruz. Bu sektörde merdiven altı imalatçılar var. Onlar hakkında da olumsuz düşünmüyorum. Onlar lokal pazarda kullanımı artıran, bir anlamda pastayı büyüten üreticiler. Bu ürünleri kullanım alışkanlığını kazanan müşteriler zamanla, iyi ürünün peşine düşecekler. Neticede bizim müşterimiz olacaklar. Rekabete bu açıdan bakıyoruz.
- Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?
- Kalekim çok şanslı firma. Bir kere Kale Grubu gibi büyük bir grup içinde olan bir şirket. İkincisi arz ekonomisinin çok yaygın olduğu dönemlerde talep ekonomisini bilen ve buna uygun çözümler üreten bir vizyon sahibi Kurucu Murahhas Azamız Sayın İbrahim Bodur Bey’le çalışmak Kalekim’in en büyük şansı. Teknik- Kimya Grubu içinde olmak ve Başkan Sayın Osman Okyay’ın teknolojiye açık, rekabetin gerektirdiği şartlar için iyileştirme adına çok hızlı karar verebilen ve uygulayan bir kişi olması Kalekim’in şansı. Yönetim Kurulu çok dinamik. Her ay  yapılan Yönetim Kurulu toplantılarına giderken kendimi sınava gider gibi hissediyorum. Çok ciddi sorularla Kalekim’i sorguluyorlar. Bu bizi sürekli mücadeleci ve işimizi iyi yapmaya zorluyor. Kalekim çok iyi bir ekibe sahip. Onların pırıl pırıl beyinlerinden çok fazla istifade ediyoruz. Çalışanlarımızın yaş ortalaması 29, teknoloji yaşımız da 2.

27 yıllık bir şirket için çok genç bir ortam. Dolayısıyla rekabete açık, ondan korkmayan, rakiplerinden korkmayan bir firma. Kriz sonrası Türkiye’deki bayilerimizin büyük bir bölümünü ziyaret ettim. Kriz ortamına rağmen, gerçekten çok rafine bayiler ile çalıştığımızı bir kere daha görmekten dolayı son derece mutlu oldum. Bu şirkette ve bu grupta çalıştığım için ben de kendimi çok şanslı sayıyorum. İlk işe başladığım Kaleseramik benim için tam bir hayat okulu oldu. Ardından Kalemaden’de, öğrendiklerimi uygulama fırsatım oldu. Bu  çalışmalardır ki beni Kalekim’e getirdi.